bu sözü söylemekten amaç şudur: İnsanlık gereği, padişahların töreleri ve bunların gerekleri dolayısıyla,
Languages
For passage 624.6 only.
ColumnsLanguages
Chagatay
و بر عادت صاحب جاهان از شاه و سپاهی در عنفوان ایام شباب بعضی
Latin transcription
wa bar ‘ādat-i sāhib-jāhān az shāh wa sipāhī, dar ‘unfuwān-i ayyām-i shabāb, ba’zī
Turkish
şah ve askerlerden mevki sahiplerinin âdeti gereğince, gençliğin başlangıcında bazı
Languages
For passage 624.7 only.
ColumnsLanguages
Chagatay
از مناهی و برخی از ملاهی ارتکاب نموده میشد و بعد از چند روزی روزی ندامت
Latin transcription
az manāhī wa barkhī az malāhī irtikāb namūda mī-shud wa ba’d az chand rūzī rūzī nadāmat
Turkish
yasaklar işlenip birtakım eğlencelere dalınıyordu. Birkaç gün sonra [rūzī sözcüğü tekrarlanır] pişmanlık
Languages
For passage 624.8 only.
ColumnsLanguages
Chagatay
و حسرت تمام حاصل آمده یکیک از آن مناهی مرتکبه را ترک می نمود و بتوبه نصوح
Latin transcription
wa hasrat-i tamām hāsil āmada, yak-yak az ān manāhī-yi murtakaba rā tark mī-namūd wa bi-tawba-yi nasūh
Turkish
ve tam bir esef doğunca, işlenmiş o yasakları birer birer terk ediyor, samimi bir tövbeyle
Languages
For passage 624.9 only.
ColumnsLanguages
Chagatay
باب رجوع بدان مسدود و لیکن تا توبه شراب که اهم مطالب آن و اعظم
Latin transcription
bāb-i rujū’ bi-dān masdūd, wa līkin tā [?] tawba-yi sharāb ki ahamm-i matālib-i ān wa a’zam-
Turkish
onlara dönüş kapısı kapanıyordu. Fakat şarap tövbesi, isteklerin en önemlisi ve
Languages
For passage 624.10 only.
ColumnsLanguages
Chagatay
مآرب آن مقصود است در حجاب الامور مرهونة باوقاتها محجوب مانده روی
Latin transcription
i ma’ārib-i ān maqsūd ast, dar hijāb-i al-umūru marhūnatun bi-awqātihā mahjūb mānda, rūy-
Turkish
o amacın en büyük arzusuyken, “İşler vakitlerine bağlıdır” perdesinde örtülü kalmıştı; yüzünü
Languages
For passage 624.11 only.
ColumnsLanguages
Chagatay
نموده نکرده درین اوقات فرخنده ساعات که بجهد تمام احرام جهاد بسته با عساکر
Latin transcription
namūda nakarda [?], dar īn awqāt-i farakhunda-sā’āt ki bi-jahd-i tamām ihrām-i jihād basta, bā ‘asākir-
Turkish
göstermemişti [kaynakta bozuk/sıkışık bağ]. Bu uğurlu saatlerde, bütün gayretimizle cihat ihramını kuşanmış olarak,
Languages
For passage 624.12 only.
ColumnsLanguages
Chagatay
اسلام مآثر در مقابل کفار بجهاد نشسته بودیم از ملهم غیبی و هاتف لا ریبی مضمون
Latin transcription
i Islām-ma’āsir dar muqābil-i kuffār [bi-jihād?] nishasta būdīm, az mulhim-i ghaybī wa hātif-i lā-raybī mazmūn-
Turkish
İslam şiarlarını taşıyan askerlerle kâfirlerin karşısında cihat için konaklamışken [ortadaki sıkışık ifade kısmen belirsiz], gayb ilhamcısından ve şüphe götürmez bir sesleniciden,
Languages
For passage 624.13 only.
ColumnsLanguages
Chagatay
میمون الم یان للذین آمنوا ان تخشع قلوبهم لذکر الله شنوده به قلع اسباب معصیت
Latin transcription
i maymūn-i a-lam ya’ni li-lladhīna āmanū an takhsha’a qulūbuhum li-dhikri llāh shunūda, bi-qal’-i asbāb-i ma’siyat
Turkish
“İman edenlerin kalplerinin Allah’ı anmakla ürpereceği zaman gelmedi mi?” uğurlu hitabını işitip, günah sebeplerini kökünden sökmek için
Languages
For passage 624.14 only.
ColumnsLanguages
Chagatay
بجد تمام قرع ابواب انابت نموده هادی توفیق [حسب؟] المضمون من قرع