و ترک خود صنوبری هیبت آفتاب شعاع را چون قلوب مجاهدان فی الله باوج ارتفاع رسانید صفی چون سد سکندری آهنی فام و بنا مانند طریق شریعت نبوی باستقامت و استحکام متین قوت متانتش کانهم بنیان مرصوص و فلاح و ظفر وی بمقتضای اولئک علی هدی من ربهم و اولئک هم المفلحون با اهالی آن صفت مخصوص
Latin transcription
va tark-i khūd-i ṣanawbarī-haybat-i āftāb-shu‘ā‘ rā chūn qulūb-i mujāhidān fī llāh bi-awj-i irtifā‘ rasānīd; ṣaffī chūn sadd-i Sikandarī āhanī-fām va binā mānand-i ṭarīq-i sharī‘at-i nabavī bi-istiqāmat u istiḥkām matīn, quvvat-i matānatash «ka-annahum bunyānun marṣūṣ» va falāḥ u ẓafar-i vay bi-muqtażā-yi «ulā’ika ‘alā hudan min rabbihim» «wa-ulā’ika humu l-mufliḥūn» bā ahālī-yi ān ṣifat-i makhṣūṣ.
Turkish
Çam heybetli, güneş ışınlı miğfer tepelerini, mücahitlerin gönülleri gibi Allah yolunda yüceliğin doruğuna yükselttiler. İskender’in seddi gibi demir renkli bir saf ve bir yapı, Peygamber şeriatının yolu gibi dosdoğru ve sağlam; dayanıklılığının gücü, «Sanki onlar sağlam bir binadır» sözüyle [belirtilir]. Kurtuluş ve zaferi, «Onlar rablerinden gelen bir doğru yol üzeredir» «ve kurtuluşa erenler onların ta kendileridir» sözü gereğince, o topluluğa özgü bir niteliktir.
Languages
For passage 636.2 only.
ColumnsLanguages
Chagatay
در آن رخنه از طباع وهیم چو رای شهنشاه و دین قویم علمهای او عرش فرسای همه الفهای انا فتحنا همه و رعایت حزم را منظور داشته بطریق غزاة روم جهت پناه تفنگچیان و رعد اندازان که در پیش سپاه بود صفی از ارابه ترتیب نموده با یکدیگر بزنجیر اتصال دادند القصه جیوش اسلام چنان انتظام و استحکامی پدید آورد که عقل پیر و چرخ اثیر مدبر و مرتبش را آفرین کرد و درین ترتیب و استحکام و تشیید و انتظام مقرب الحضرة سلطانی [عبارت نامقروء] و آورده همه تدبیراتش موافق تقدیر و جمله سرداریها و کارگذاریهای او
Latin transcription
Dar ān rakhna az ṭibā‘-i vahīm / chu rāy-i shahanshāh u dīn qavīm ‘Alamhā-yi ū ‘arsh-farsāy hama / alifhā-yi «innā fataḥnā» hama va ri‘āyat-i ḥazm rā manẓūr dāshta, bi-ṭarīq-i ghuzāt-i Rūm jihat-i panāh tufangchiyān va ra‘d-andāzān ki dar pīsh-i sipāh būd, ṣaffī az arāba tartīb namūda, bā yakdīgar bi-zanjīr ittiṣāl dādand. Al-qiṣṣa, juyūsh-i Islām chunān intiẓām va istiḥkāmī padīd āvard ki ‘aql-i pīr va charkh-i as̱īr mudabbir va murattibash rā āfarīn kard va dar īn tartīb u istiḥkām u tashyīd u intiẓām, muqarrab-i al-ḥażrat-i sulṭānī [‘ibārat nā-maqrū’] va āvarda; hama tadbīrātash muvāfiq-i taqdīr va jumla sardārīhā va kār-gudhārīhā-yi ū
Turkish
Onda korkulu tabiatlardan bir gedik [yoktur]; / şehinşahın düşüncesi ve din gibi sağlamdır. Onun sancakları hep göğü süpürür; / hepsi «Şüphesiz biz fethettik» sözünün elifleridir. İhtiyatı da gözeterek, Rum gazilerinin usulünce, korumak için ordunun önünde bulunan tüfekçileri ve topçuları, arabalardan bir sıra düzenleyip bunları birbirine zincirle bağladılar. Kısacası İslam orduları öyle bir düzen ve sağlamlık meydana getirdi ki yaşlı akıl ve yüce gök, bunu tasarlayıp düzenleyeni takdir etti. Bu tertip, tahkim, sağlamlaştırma ve düzen işlerinde sultanlık huzurunun yakını [satır sonu okunamadı; metinde olası eksilti] ortaya koydu; onun bütün tedbirleri takdire uygun, bütün önderlik ve iş görme çabaları
Languages
For passage 636.3 only.
ColumnsLanguages
Chagatay
پسندیده رای منیر افتاد حضرت پادشاهی در غول مقر گشته بود