Baburname

Demir Barlas

Page 737 · 369b
Chagatay · Turkish · English
Aa
27px
20px
1.85×
1.72×
···
Aa
27px
20px
1.85×
1.72×

Search the book

Current text and passage notes across all 762 pages. Page-level annotations are not included.

Use quotation marks for an exact phrase. Separate words may occur in different readings of the same passage. Notes are searched in their original language.

Search all 762 pages.

Bookmarks (0)

Open a passage to bookmark it.

Saved in this browser.
Manuscript folio 369b
Choose languages

Page 737 of 762

Languages

Chagatay

چهارشنبه کونی ینه خلیفه نی ایکی سونیک ارالیغینی کوره ییباریلدی جنوب طرفی آری پرکنه سی نیک یاووقیداغی نیلوفر زار سیر قیلا آتلندیم نیلوفر زارنی سیر قیلوردا شیخ کورن نیلوفرنیک ینکی تخم باغلاغانینی کیلتوردی بو پسته فی الجمله شباهتی بار یخشیغینه نیمه کولی کیم نیلوفر بولغای هندوستانی کول ککری دیر تخمینی دوده دیر اندین سوننی یاووق تور دیدیلر

Turkish

Çarşamba günü yine Halife iki suyun arasını görmeye gönderildi. Güney tarafında Arri pergenesinin yakınındaki nilüferliği gezmeye atlandım. Nilüferliği gezerken Şeyh Guren, nilüferin yeni tohum bağlayanını getirdi. Bunun fıstığa biraz benzerliği var. Güzelce bir şeydir; çiçeği nilüferdir. Hintçe kaval kakri derler, tohumuna duda derler. Oradan Son’un yakın olduğunu söylediler.

English

Not yet available.

Languages

Chagatay

سوننی تفرج قیلدوک سون سوی قویی قالین درختلار کوروندي دیدیلر کیم مینر دور شیخ شرف الدین مینری نیک آتاسی شیخ یحیی نیک قبری اندادور چون مونچه یاووق یتیلیب ایدی سوندین اوتوب سون قویی ایکی اوچ کروه کیلیب مینرنی سیر قیلیب باغاتی بیله اوتوب مزارنی طواف قیلیب سون یاقاسیغه کیلیب غسل قیلیب نماز پیشین نی ایرته ادا قیلیب اوردو ساری متوجه بولدم آتلار سیمیز اوچون بر نیچه آت قالدی

Turkish

Son’u gezdik. Son suyu aşağısında sık ağaçlar göründü. Menar olduğunu söylediler. Şeyh Şerefeddin Menarî’nin babası Şeyh Yahya’nın mezarı oradadır. Bu kadar yakına gelmiş olduğumuzdan Son’u geçip su boyunca aşağıya iki üç kürûh ilerleyerek Menar’ı gezip bahçeleri içinden geçip mezarı ziyaret edip Son kıyısına geldim, yıkandım, öğle namazını erken kılıp orduya yöneldim. Atlar semiz olduğundan birkaç at geride kaldı.

English

Not yet available.

Languages

Chagatay

ینه بر نیچه آت آلدراپ ایدی بر نیچه کیشینی قویوب فرمان بولدی کیم آتلاری تالیقان لارنی ییغیب آتلارینی سوغاریب تیندوروب اضطراب قیلمای کیلكای لار اکر مونداق بولماسه ایدی خیلی آت ضایع بولور ایدی بیوروب ایدیم کیم مینردین یانغاندا بر کیشی سون نیک یاقاسی دین آتینیک هر قدمینی اوردوغه چه ساناسون یگیرمه اوچ مینک و بر یوز سانابتور کیم قیرق آلتی مینک ایکی یوز قدم بولغای کیم اون بر یاریم کروه دور

Turkish

Birkaç at daha yorulmuştu. Birkaç kişi bırakılıp emredildi: Atları yorulan-ları toplasınlar, atlarını sulayıp dinlendirsinler, acele etmeden gelsinler. Böyle olmasaydı birçok at telef olurdu. Emretmiştim: Menar’dan dönerken bir kişi Son kıyısından orduya kadar atının her adımını saysın. Yirmi üç bin yüz saymış; bu kırk altı bin iki yüz adım eder, yani on bir buçuk kürûhtur.

English

Not yet available.