Baburname

Demir Barlas

Page 489 · 245b
Chagatay · Turkish · English
Aa
27px
20px
1.85×
1.72×
···
Aa
27px
20px
1.85×
1.72×

Search the book

Current text and passage notes across all 762 pages. Page-level annotations are not included.

Use quotation marks for an exact phrase. Separate words may occur in different readings of the same passage. Notes are searched in their original language.

Search all 762 pages.

Bookmarks (0)

Open a passage to bookmark it.

Saved in this browser.
Manuscript folio 245b
Choose languages

Page 489 of 762

Languages

Chagatay

نماز شامغه یقین چاغیر مجلسی بولدی اکثر ایچکیلر بار ایدی لار آخر صحبت قاسم بیک نینک خواهر زاده سی کدایی محمد خیلی شلین لیقی قیلدی مست بولغاندا مینیک یانیمداغی تکیه که تایندی کدایی تغایی مجلس دین کوتاریب چیقاردی اول یورتتین ایرته کوچولدی

Turkish

Akşam namazına yakın içki meclisi kuruldu. İç hizmetteki adamların çoğu bulunuyordu. Meclisin sonunda Kasım Bey’in kız kardeşinin oğlu Gedâyî Muhammed hayli taşkınlık etti. Sarhoşken benim yanımdaki yastığa yaslandı. Gedâyî Tagayî onu meclisten kaldırıp çıkardı. Bu konaktan sabah göçüldü.

English

Not yet available.

Languages

Chagatay

قوروق سای یانیداغی باریک آب قویو یوقاری سیر قیله باردیم بیر نیچه توراق درختلار اسرو خوب خزان بولوبتور اوشول یرده توشوب یل قیران آشینی تارتتورولدی

Turkish

Kuru Say yanındaki Bârîk Âb boyunca aşağı yukarı gezerek gittim. Birkaç turaq ağacı [türü belirsiz] pek güzel sonbahar renklerine bürünmüştü. Orada inip yel-kıran yemeği sundurdum.

English

Not yet available.

Languages

Chagatay

خزان باعث بولدی چاغیر ایچیلدی یولدین قوی کیلتوروب بویورولدی کیم کباب لار قیلغایلار بلوط شاخ لاریغه اوتلار قویوب تفرج کوردوک مینیک کیلادورغان خبرمنی ملا عبد الملک دیوانه استدعا قیلدی کیم کابلغه ایلتکای کابلغه ملا عبدالملک نی یبارلدی حسن نبیره میرزا خان قاشیدین منی دیب کیلکان ایکاندور بو یرده کیلیب قیلدی زوال وقتیغه چه مونده ایچیلدی اندین سونک آتلانیلدی مجلس اهلی کذرا مستلار بولوب ایدیلار سید قاسم انداق مست ایدی کیم ایکی نوکری تشویش بیله آت اوستیکه سالیب اردوغه یتکوردیلار دوست محمد باقی انداق مست ایدی کیم امین محمد ترخان و مستی چهره باشلیقلار هر نیچه سعی قیلسالار آتلاندورا آلماس لار باشیغه سو قویدار هم

Turkish

Sonbahar güzelliği vesile oldu, şarap içildi. Yoldan koyun getirilerek kebap yapılması emredildi. Meşe dallarını ateşe verip seyrettik. Benim geliş haberimi Kâbil’e götürmeyi Molla Abdülmelik Dîvâne rica etti. Kâbil’e Molla Abdülmelik gönderildi. Hasan Nebîre, Mirza Han’ın yanından beni arayarak gelmiş. Buraya gelip huzura çıktı. Zeval vaktine kadar burada içildi. Sonra atlanıldı. Meclistekiler aşırı sarhoş olmuşlardı. Seyyid Kasım öyle sarhoştu ki iki adamı güçlükle atın üstüne bindirip ordugâha ulaştırdılar. Dost Muhammed Bâkî [ad/aidiyet bağlantısı?] öyle sarhoştu ki Emin Muhammed Tarhan ve Mestî Çehre gibiler ne kadar uğraşsalar da ata bindiremiyorlardı. Başına su döküyorlar, yine

English

Not yet available.